John Weir’le röportaj

by İsmail KIRTILLI

International Herald Tribune‘ün sitesini biliyoruz, hepimiz gördük hayran kaldık. Burada da da bahsetmiştim,
DHTML ile, içerik yönetimi sisteminin etkili ve yaratıcı bir birleşiminden, tutarlı, her yönüyle ince düşünülmüş bir gazete sitesi yapmayı başarmışlar.

Burada, siteyi yapan John Weir ile kısa bir röportaj yapılmış.

Proje ilk önlerine geldiğinde başarmayı hedefledikleri temel hedef, mevcut IHT sitesini sağlam bir yayın(publishing) sistemi ile yeniden inşa etmek imiş. John aslında IHT gibi siteler için, sırf tasarım adına radikal değşiklikler yapılmasını doğru bulmuyormuş. Ona göre, bu pahalı, zaman gerektiren, kullanıcı tarafında da pek çok farklı alışkanlıkları bırkmalarını isteyen bir süreç imiş.

Ancak bu sefer, IHT‘nin sitesi için durumun farklı olduğunu söylüyor. IHT bu iş için oldukça küçük bir bütçe ayırdığından, anlaşma olarak hizmeti karşılığında işine fazla karışılmamasını şart koşmuş. Mutlaka, müşterinin bazı fikirleri dikkate alınmış, ancak genelinde bu sınırlı tutulmuş.

Siteyi yaparken şunlara dikkat etmişler:
Tüm broswer’larda sorunsuz görüntülenebilsin.
Okuması kolay olsun.
Görsel fazlalıklar olmasın.
Sitenin navigasyonu iyi olsun.
Kullanımı kolay bir editoryal arayüzü olsun.

Bunları gerçekleştirebilmek için oldukça çılışmışlar ve özellike, browser uymuluğu başlarını oldukça ağrıtmış (hala da uğraşıyorlarmış).

Ne kadar zaman almış?
- İki haftada sadece IE5′te çalışna bir HTML prototipi hazırlamışlar,
- Bu iki haftalık tasarım,
- Dünya haritası arayüzü.
- Küpürler.
- Çok sütünlü metin.

ve Drop down navigasyon’u içeiyormuş.

Sonraki asıl geliştirme çalışmaları 4 ay kadar sürmüş:

Bu çalışma da;
- Yayımlama siteminin kurulması.
- Makale grameri tarayıcısının yazılması,
- “Template” sisteminin oluşturulması,
- Sitenin tasarımı,
- Javascript’lerin yazılması,
- Editoryal arayüzün tasarımı,
- “Template”lerin hazırlanması,

gibi aşamaları içeriyormuş.

Bütün bunları yaparken, sadece 2 kişilermiş ve yaklaşık haftada 6-7 gün, ve günde de 16-20 saat arası çalışmışlar.

Aslında en büyük sorun, en sonunda ortaya çıkmış. IHT son tasarımdan neredeyse nefret etmiş. Onlar, daha kötü bir mizanpajı olan, daha önceki bir taslağı daha çok beğenmişler. Durum öyle bir hal almış ki, John neredeyse projeyi bırakma noktasına gelmiş. Sonuçta biraz kullandıktan sonra IHT mırın kırın ederek te olsa, tasarımı kabul etmiş. Ancak bazı renklerde değişiklik yapılmasını istemişler ve sonuşta şu anki tasarım çıkmış ortaya.

John, onların beğenmediği tasarımın renklerinin çok daha orjinal ve güçlü olduğunu söylüyor, ama sonuçta yine de müşterisinin dediklerine boyun eğmek zorunda kalmış.

Çok güzel bir röportaj, devamını buradan okuyabilirsiniz. :)